30 Eylül 2014 Salı

İşte kanal istanbulun tüm detayları

Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü ALTAN

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir? Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu basıncın normalden fazla olmasına hipertansiyon denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise, YÜKSEK TANSİYON ‘dur. Kan basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır.

20 Şubat 2011 Pazar 03:51
Bu haber 4207 kez okundu
Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’nden  Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü ALTAN

Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı)

Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı)

   Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı; büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Hem büyük tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden fazla olması HİPERTANSİYON olarak adlandırılır. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Gerek büyük tansiyon gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olması önemlidir. Bazı hastalar küçük tansiyondaki yüksekliği önemsememektedir; bu çok yanlıştır.

   Hipertansiyonun Öneminden Bahseder misiniz?
   Hipertansiyon çok yaygın bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalıcı sakatlık ve ölüm nedeni olan toplumsal bir sorundur. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması, hipertansiyonun önemini artırmaktadır. Hipertansiyon, değişik böbrek, kalp, damar hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına yol açabilir. Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda, kan basıncı yüksekliğine daha sık rastlanır. Toplumdaki 5–6 erişkinden birinde, kan basıncı yüksekliği vardır.

Hipertansif Hasta Nasıl Değerlendirilmelidir?  
   Hipertansiyon tanısı almış bir hasta değerlendirilirken 3 konuya dikkat edilmelidir.
   1. Hipertansiyon yaratan başka bir hastalık (böbrek hastalığı, hormonal hastalık...) olup olmadığı yani sekonder bir hipertansiyon araştırılmalıdır. Sekonder hipertansiyon düşünülmesi gereken durumlar; yaş, öykü, fizik inceleme ve laboratuar bulgularıdır.

   2. Hipertansiyonun vücuda vermiş olduğu hasar ve eşlik eden diğer hastalıklar saptanmalıdır. Bu saptama, hem hastanın geleceğinin belirlenmesinde hem de tedavi seçiminde yardımcı olur.
   3. Diğer kardiyovasküler risk faktörleri incelenmelidir: Hipertansiyon, kardiyovasküler ölüm ve sakatlıklara yol açan bir kardiyovasküler risk faktörüdür, bu nedenle diğer kardiyovasküler risk faktörleri incelenmeli ve mümkünse düzeltilmelidir. Şişmanlık, sigara kullanımı, diyabet (şeker hastalığı), lipit (yağ) metabolizması bozuklukları, genetik faktörler, yetersiz aktivite, sol ventrikül hipertrofisi, mikroalbüminüri iyi bilinen kardiyovasküler risk faktörleridir.

Tuzun Hipertansiyonda Rolü Var mıdır?

Hipertansiyon gelişiminde, tuzun çok büyük önemi vardır. Bazı insanlarda, böbreğin tuz (NaCl) atma kapasitesi sınırlı olabilir ve gereğinden fazla tuz alınması, hipertansiyonun ortaya çıkmasına veya hipertansiyonun tedavisinde başarısızlığa yol açabilir. Gerek hayvan deneyleri gerekse insanlar üzerinde yapılan çalışmalar, hipertansiyon gelişiminde, tuzun rolünün olduğunu ispatlamıştır

Böbreklerin hipertansiyon gelişimindeki rolü de çok önemlidir. Hipertansiyonu olan bir hastada, bir böbrek hastalığının olma ihtimali vardır. Bu nedenle, tüm Hipertansif hastalar böbrek hastalıkları yönünden incelenmelidir. Bu amaçla, basit bir idrar incelemesi bile çoğu zaman yeterlidir. Hipertansiyonu olan bir hastada, böbrek hastalığının saptanması, böbrek hastalığının erken tanısına ve tedavisine de olanak sağlar. Zaten böbrek hastalığına bağlı bir hipertansiyon söz konusu ise, böbrek hastalığı tedavi edilmeden hipertansiyonun kontrol altına alınması çok zordur.

Kardiyovasküler Risk Faktörleri
Hipertansif hastalarda, kardiyovasküler risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve mümkünse değiştirilmesi, tedavinin temel noktalarından birisidir. Hipertansif hastalarda, hipertansiyon dışındaki kardiyovasküler risk faktörlerine de sık rastlanır ve bu kardiyovasküler risk faktörlerinin düzeltilmesi ile kardiyovasküler kalıcı hasar ve ölüm riski kesin olarak azaltılır. Günümüzde, hipertansiyon tanım ve sınıflandırmasında da kardiyovasküler risk faktörlerinin önemi giderek artmaktadır. Kardiyovasküler risk faktörlerini özetleyecek olursak;

  • Hipertansiyon
  • Sigara
  • Lipit ( yağ ) metabolizması bozuklukları
  • Diyabet (şeker hastalığı)
  • Şişmanlık
  • Fiziksel aktivite azlığı
  • Yüksek hematokrit
  • Artmış trombojenik faktörler
  • İleri yaş
  • Erkek cinsiyet
  • Aile öyküsü
  • Östrojen eksikliği
  • Alkol yoksunluğu
  • Fibrinojen yüksekliği
  • Ürik asit yüksekliği
  • Hedef organ hasarı
  • Sol ventrikül hipertrofisi
  • Proteinüri  (idrarda protein görülmesi)
  • Belirgin beyin, kalp, böbrek veya damar hastalığı

   Hipertansiyon, her yaş, cins, ırk için önemli bir kardiyovasküler risk faktörüdür ve hem sistolik hem diyastolik hipertansiyonun şiddeti arttıkça kardiyovasküler risk artmaktadır.


  Hipertansiyon Tedavisi  Ne Şekilde Yapılır?
Hipertansiyon tedavisinde temel amaç, hedef organ hasarını önleyerek sakatlık ve ölümleri azaltmaktır. Öncelikle mevcut olan diğer kardiyovasküler risk faktörleri ve hedef organ hasarları tedavi edilmelidir. Sekonder hipertansiyon olan hastalarda yani hipertansiyonu başka bir hastalığa bağlı olan hastalarda hipertansiyona yol açan hastalık tedavi edilmelidir. Hipertansiyonun nedeni saptanamaz ise kan basıncı, hastaların yaşam düzeni değiştirilerek veya ilaçla düşürülmelidir. Hastalarda yaşam düzeninin değiştirilmesi ( ilaçsız tedavi ) kesinlikle ihmal edilmemelidir.  
   
    Hipertansiyon tedavisi planlanırken tartışılan iki konu şunlardır:
   1. Hangi kan basıncı değerlerinde antihipertansif ilaç başlanmalıdır?
   
Kan basıncı sistolik ( büyük ) 160 mm Hg veya diyastolik ( küçük ) 100 mm Hg'nin üzerinde ise antihipertansif tedaviye hemen başlanmalıdır. Üzerinde tartışılan değerler, sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg'dir. Antihipertansif tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe, kardiyovasküler risk doğru orantılı olarak azalmaktadır.

 2. Antihipertansif tedavi ile kan basıncı hangi sınırlara düşürülmelidir? 
   
Antihipertansif tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe kardiyovasküler risk doğru orantılı olarak azalmaktadır. Belli bir diyastolik kan basıncı değerine ulaşıldıktan sonra, kan basıncının daha da düşürülmesi, kardiyovasküler hastalık riskini arttırmaktadır. Günümüzdeki bilgilerle, kan basıncının çok düşürülmesi sakıncalı olabilir. Bu konuda doktor karar vermelidir

İlaçla Tedavinin Prensipleri
Kan basıncı yüksekliğine birçok mekanizma yol açar. Bu nedenle, etki mekanizmaları değişik olan çok sayıda ilaç geliştirilmiştir. Bu ilaçlardan birçoğu, geçmişte yaygın olarak kullanılmasına karşın günümüzde, artık kullanılmamaktadır. Günümüzde kullanılan ilaçlarla kan basıncını kontrol altına almak hastaların neredeyse tamamında mümkündür. Birçok hasta veya hasta yakını ülkemizdeki ilaçları yeterli bulmayıp yurt dışından ilaç getirmektedir veya yurt dışında yaşayan yakınları bu ilaçlar daha etkili diye hastalarımıza göndermektedir. Ülkemizde bulunan ilaçlar, çok az sayıda hasta dışında yeterlidir. Bu nedenle hastaların önemli kısmında yurt dışından ilaç getirmeye gerek yoktur. Günümüzde, hastanın hedef organ hasarını, yaşam kalitesini, eşlik eden hastalıkları ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerini dikkate alan ve tedavinin bu veriler altında planlanmasını öngören bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımına geçilmiştir. Tedaviye, genellikle tek ilaçla başlanır, bu amaçla ilk ajan olarak seçilebilecek ilaçlar,

  • Kalsiyum antagonistleri
  • Anjiotensin konverting enzim inhibitörleri
  • Diüretikler
  • Alfa blokörler
  • Beta blokörler
  • Anjiotensin II reseptör antagonistleri

İlaçsız tedavi yani yaşam düzeninin değiştirilmesi, kan basıncı yüksekliğini kontrol etmenin yanı sıra hipertansiyonunun önlenmesinde de yararlıdır. Hastalar, ilaçsız tedaviyi kesinlikle ihmal etmemelidir. Şişmanlık, şeker hastalığı veya kanında yağı yüksek ( hiperlipidemi ) olan hastalarda, yaşam düzeninin değiştirilmesinin önemi daha da artar. Yaşam düzeninin değiştirilmesi, hipertansiyonu tek başına kontrol edebileceği gibi ilaç gereken durumlarda, ilaç dozunun azaltılmasına da olanak sağlar. Yaşam düzeninin değiştirilmesindeki temel noktalar;

  • Tuz alınımının kısıtlanması
  • Hastanın ideal kiloya getirilmesi
  • Fiziksel aktivitenin artırılması
  • Sigaranın terk edilmesi
  • Aşırı alkolün önlenmesi
  • Diyette potasyum desteği
  • Diyetle doymuş yağ ve kolesterol alımının sınırlandırılması
  • Diyetle yeterli kalsiyum ve magnezyum alınması

  Diyetle tuz kısıtlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırır, antihipertansif ilaç ihtiyacını azaltır ve kalp büyümesini geriletebilir. Diyette tuz kısıtlaması yapmak için gerekenler tuzsuz ekmek kullanılması, yemek pişirilirken tuz atılmaması, sofraya konulmuş yemeklere, tadına bile bakmadan tuz atma alışkanlığının terk edilmesi ve gıda seçiminde gıdaların tuz içeriğine bakılmasıdır.

Şişman hastalar mutlaka zayıflatılmalı ve ideal kiloya getirilmelidir. 4-5 kilo kaybı bile kan basıncı kontrolünü kolaylaştırabilir. Kilonun kontrol altına alınması, yağ metabolizması bozuklukları veya diyabet ( şeker hastalığı ) gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerin de kontrol edilmesini kolaylaştırır. Düzenli aerobik, egzersiz ( yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme vb. ) kilo kaybını hızlandırır, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırır, kardiyovasküler riski ve mortaliteyi azaltır. Egzersiz sıklığı haftada en az 3 kez, tercihen 5 kez, 30–45 dakika süreli olmalıdır. Egzersizin 2 hafta bırakılması, olumlu etkisini ortadan kaldırır. Kalp hastalığı gibi sorunları olanlar egzersiz programına başlamadan önce, doktor kontrolünden geçmelidirler. Günlük yaşantıda, fiziksel aktivite arttırılmalıdır Mesela kısa mesafelere yürüyerek gitmek, asansör yerine merdiven tercih etmek gibi.

Hipertansiyonun Vücuda Ne Gibi Zararları Olur?
İnsan vücudunda, tüm organ ve dokuları besleyen damarlar bulunur. Hipertansiyon, kan damarlarında basıncın artması durumudur. Evimizdeki musluklara suyu taşıyan su borularındaki gibi bir basınç, tüm damarlarda mevcuttur. Nasıl su borularında basınç artışı, tıkanma ve patlamalara yol açarsa, hipertansiyon da damarlarda patlamalara ve tıkanmalara yol açar. Tüm organ ve dokularda damar olduğu için hipertansiyon tüm vücudu etkileyebilir. Hipertansiyondan en çok etkilenen organlar; kalp, beyin, böbrekler, büyük atardamarlar ve gözlerdir. Hipertansiyon bu organları etkileyerek kalıcı sakatlıklara ve ölümlere yol açabilir. Hipertansiyonun vücuda verdiği başlıca zararlar; Kalp yetmezliği, kalp büyümesi, kalbi besleyen damarlarda daralma (koroner arter darlığı), kalbi besleyen damarlarda tıkanma (kalp krizi). Beyin kanaması, felç, beyin damarlarında daralma ve tıkanma. Böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma. Görme azalması ve körlük. Büyük atardamarlarda genişleme, bu genişlemelerin yırtılması, bu damarlarda tıkanma. Bunların sonucu, kangren veya ani kanamalara bağlı ölüm gelişebilir.

    Hipertansiyonun vücuda verdiği bu zararlar, hastaların moralini bozmamalıdır. Hipertansiyon, tedavi edilebilir bir hastalıktır ve yeterli tedavi ile bu zararlar minimuma indirilebilir. Hipertansiyon zamanında teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilirse, yukarıda sayılan hastalıklar ve bunlara bağlı ölümler önlenebilir.

Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkisi
var mıdır? 
Her ilaçta olduğu gibi antihipertansif ilaçların da yan etkileri olabilir. Bu yan etkilerin çoğunluğu ilk günlerde ortaya çıkar ve genellikle hafiftir. Tansiyon ilacına bağlı yan etki düşünülen durumlarda, hasta en kısa sürede doktoruna başvurmalıdır. Günümüzde çok sayıda antihipertansif ilaç olması, doktor ve hastaya çok değişik tedavi seçenekleri sunmaktadır. Ciddi ve ağır bir yan etki varsa, ilacın değiştirilmesi ile yan etki sorunu kolaylıkla halledilir.

Kan basıncı çok düşerse ne yapılmalıdır?
Kan basıncı çok düşerse, ilaç dozları azaltılabilir veya ilaç kesilebilir. Ancak tedavideki değişiklikler, mutlaka doktor kontrolü altında olmalıdır.

 Kan basıncı ne zaman ölçülmelidir?
 
Kan basıncı, hastanın yakınmalarının olduğu dönemlerde mutlaka ölçülmelidir. Günün herhangi bir saatinde ölçülebilir, her gün değişik saatlerde ölçülmesi daha yararlıdır. Hastalar bir yakınması olmasa bile her gün değişik zamanlarda kan basıncını ölçtürmelidir. Hipertansiyonu olmayan insanlar da yılda 1–2 kez kan basıncını ölçtürmelidir.

Hipertansiyonda kalıtımın rolü var mıdır?
Evet. Özellikle 55 yaştan önce, en az 2 birinci dereceden yakınında (anne, baba, kardeş) hipertansiyon oluşmuş insanlarda hipertansiyon gelişme riski çok fazladır. Hipertansiyonda kalıtımsal geçiş yolu tam olarak bilinmemektedir. Muhtemelen hipertansiyonda birden çok genetik faktör rol oynamaktadır. Genetik katkı kadar çevresel faktörlerin de önemli etkisi vardır. Bu nedenle Hipertansif hastaların yakınları da yakından izlenmeli ve sigara, aktivite azlığı, tuz tüketimi, şişmanlık vb. gibi kardiyovasküler risk faktörleri ve hipertansiyon gelişmesinde rol oynayan faktörler kontrol altında tutulmalıdır.

Hipertansiyon önlenebilir mi?
Bazı durumlarda evet. Şişman, bol tuz tüketen ve anne-babasında hipertansiyon olan insanlar hipertansiyon açısından risk altındadırlar. Bu insanlar tuz tüketimini azaltıp, kilo kaybederlerse hipertansiyon önlenebilir veya ortaya çıkması geciktirilebilir.

Hastalara Öneriler 

   1. Hastalar kendi kan basınçlarını ölçmeyi öğrenmeli ve olanakları varsa bir tansiyon aleti ve stetoskop almalıdır. Böylece beyaz önlük hipertansiyonu önlenir.

   2. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur gibi sağlık sigorta güvencesi olanlar eğer hastalıklarını belirtir bir heyet raporu alırlarsa ilaçlarına hiçbir ücret ödemezler. Bu konuda doktorları yardımcı olacaktır.

   3. Hastalar ölçtükleri kan basıncı değerlerini kaydetmeyi alışkanlık haline getirmelidir. Bu amaçla, basit bir form rahatlıkla kullanılabilir. Kan basıncı değerlerinin kaydedildiği form, doktora giderken evde veya iş yerinde unutulmamalıdır.

    Yorumlar

ÖZEL HABER
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Sitemizi nasıl buldunuz ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Meydan İstanbul Gazetesi 28 Haziran 2014 Sayısı
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV