Kaçanların Meskeni Avrupa

 Osmanlının yıkılışıyla birlikte 90 yıllık Cumhuriyet tarihimizdeki gelişmeler ve sorunların neticesinde sıkıntılı olanların meskeni ve kurtuluş yolu Avrupa’ya intikal olmuştur.

 

Türkiye’den göç edenlere karşı Avrupa Birliği ülkeleri kapıları ve imkânları suçluları koruma ve kollama noktasında sınır tanımadılar. Ülkemizin aleyhinde birçok olayların perde arkasını oluşturdular. Özelikle teröre bulaşan, yargıdan kaçan, darbelere çanak tutan, Avrupa’nın, çalışmadan ekmeğini yiyenlerin yuvası oldu. Böylece ülkemiz adına terör örgütlerinin yuvalandığı alan oldu.

15 Temmuz darbe süreciyle birlikte bu kaçışlar çoğaldı. Gülen cemaatine ait birçok etkili ve maddi imkânları güçlü isimler Avrupa’ya sığınarak yeni bir ticaret ağı ve lobisi oluşturdular. 2009 kriziyle boğuşan Avrupa Birliği ülkeleri için bu lobi büyük bir fırsat haline geldi. Onlar için bir nevi can suyu oldu. Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomisine canlılık ve yeni yatırımlar ve istihdamlar sağladı.

Bu kadar kaçanların ileri ki yıllarda neler getirip getirmeyeceğine birlikte göreceğiz. Yargı, yasama, yürütme ve demokratik kuralların uygulanmasıyla yeni bir alem doğa bilir. Birçok insanın bu yaşanan olaylardan rahatsızlık duyması ve tepkilerini görmekteyiz.  Avrupa Birliği içerisinde yaşayan birçok insanın gözlerinde bir korku vardır.  Tedirginlik hat safa da görülmektedir.

Orta doğu ülkelerinden savaşlardan kaçanların birçok nakit parası Avrupa’ya kaydı. Zengin iş adamlarına yol verdiler. Tüm fırsatları onların lehlerine kulandılar. Bir yandan bombaladılar diğer yandan zenginlerin nakit paralarına yeni yol açtılar. Fakir ve fukaraya kapılarını kapadılar.

Türkiye’ye düşmanlık besleyen Avrupa Birliği Yönetimi bu anlamsız tutumundan ve davranışından vaz geçmesi gerekir. Türkiye gibi güçlü ve büyük bir devleti ve milleti karşılarına almak;  onlar için aslında büyük bir kayıptır. Avrupa’nın büyümesinde ve kalkınmasında Türk Milletinin emeği büyüktür. Gerginlik ve dalaşma politikalarından uzak durulması gerekir. Ekonomik ve lobi anlamında Dünya’da hızlı bir değişim görülmektedir. Bu değişimi az zararla kapatan ülkeler kazançlı çıkar. İçe dönük ve milli değerler ve menfaatler çerçevesinde politikalar izlenmelidir.

Ak Parti hükümetinin ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın terör örgütlerine karşı söylemlerini dikkate almaları gerekir.  Terör örgütlerine karşı Avrupa ülkeleri kararlı ve samimi duruşlarını ortaya koymalıdır. Terör hiçbir zaman hedef getirmez. Hedefe ulaşmak için araç olarak kullanılır.  Bu araç bazen kaosu birlikte getirir. Kaos ortamı hiçbir ülkeye fayda sağlamaz. Barış ve huzuru yok eden bir pan zehir etkisi yapar.

Bu dönemde liberal demokrasiye, bağımsız yargıya, özgür düşünce ve fikirlere, evrensel hukuk formlarına her devletin sahip çıkması gerekir.

Toplumlar sevgiyle, saygıyla bağlanır, adalet ile yönetilir. Şayet adalet askıda ve sözde olursa cihan da ne barış olur ne de huzur olur. Sathı müdafaa için birlikte mücadele şarttır. Devletlerin yönetimine tahammül ve saygı unsuru yerleşmelidir.  Hırs, kin ve nefret bertaraf olunmalı. Öfke, şiddet ve hakaret ile devletler yönetilemez.  Evrensel barış milletlerin kaderidir.

YORUM EKLE