TANRIYLA ARANIZDA BİR BAĞ OLMALI…

İnsan, yeryüzüne gözlerini açtığı ilk andan itibaren büyük bir hikayenin içine doğar. Onun hikayesinde, attığı her adım, her nefes, alınan her karar, yürüdüğü her yol yaşadığı anları ifade eder. Röportajımızdaki metnin cümleleri gibidir, hayat sarmalındaki başarısızlıktan doğan başarı hikayesi. O bir iş adamı,yazar, aile babası, iyi arkadaş, etrafında sevilen biri. Filmlere konu olacak hayatının bir gün gelecek nesillere ilham vereceğini düşünüyoruz. Şimdi sıra onu tanımakta…

banner208

SİVAS UÇURDU

İlk iş tecrübesinde her şeyini kaybeden Hatay, Sivas’ta açtığı şirketle küllerinden nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor: “Birinci iş denemem başarısızlıkla neticelenmişti ve orada tanıdıklarım vardı. Bu işi yapan değerli bir aile. Davet ettiler, gittim baktım ki ofis ve medikal mobilya işi yapıyorlar. Ben de orada bu işin ihracatı yapılıyor mu diye baktım. Bu işi aldım ve başlattım. Bu işi başlatırken planlanmış bir şey değildi. Şirketim 2017-2018 yılında Batı Afrika’ya en fazla ihracat yapan üçüncü şirket olarak TİM tarafından seçildi. Bunda da en büyük etki ne oldu? Fildişi First Lady’sinin 210 yataklı hastanesini anahtar teslim olarak yaptık.”

KORKUYU YENEN KAZANIYOR

Başarı merdivenlerini çıkabilmek için korkuyu yenmek gerektiğini ifade eden Hatay, şöyle konuştu: “Montaigne’in denemeler adlı kitabında ufak hikâyeler var. Hikâyede bir nehir var çok hızlı akıyor. Bu nehrin kenarında bitkiler var, o bitkilerin köklerine yapışmış küçük hücreli canlılar var hepsi diyor ki; aman bu kökleri bırakmayalım akıntı bizi götürür çok korkuyorlar sımsıkı sarılıyorlar. Bulundukları ortama bir tane canlı demiş ki; ‘ben kendimi bırakayım bakalım bu akıntı beni nereye götürecek’ ve bırakıyor. Biraz gittikten sonra kafası çok sert kütüğe çarpıyor. Diyor ki ‘Herhalde ben öldüm kafatasım kırıldı keşke bırakmasaydım o çevremi o köklerimi’ derken akıntı onu götürmeye devam ediyor. Belli bir zaman sonra bakıyor ki yarası iyileşmiş ve biraz daha gittikten sonra akıntı bu sefer onu çok sert bir kayaya tam kaburgalarının üzerinden çarpıyor. Kaburgaları kırılıyor diyor ki ‘Bu sefer kurtuluş yok ben öldüm bittim, keşke bırakmasaydım arkadaşlarımı köklerimi, çevremi’ akıntı götürmeye devam ediyor belli bir zaman sonra yarası iyileşmiş bu sefer şelaleden aşağı yuvarlanıyor. Hayatı kısa bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyor. Diyor ki ‘Ben yanlış yaptım keşke bulunduğum yeri bırakmasaydım, keşke köklerime dostlarıma sıkı sıkı yapışsaydım’ Şelaleden aşağı yuvarlanıyor batıyor dibe vuruyor, sonra can havliyle yukarı tırmanmaya çalışıyor ve belli bir mücadeleden sonra çıkıyor su yüzüne, etrafına bakıyor durgun masmavi bir göl, etrafı yeşillerle çevreli bir yaşam. Şimdi de diyor ki ‘Yaşadım.’ Montaigne diyor ki: bu nehir hayat, akıntı zamandır. Akıntı ve nehir içerisindeki yaşadığı kütük, kaya ve şelale ise hayatta karşılaşılan zorluklardır. O canlılarda biziz. Her insan bunu yaparken içerisinde bir korku vardır. Korkuyu kontrol ederseniz, o sizi korur. O sizi kontrol ederse, sizi bir yerde esir alır.”

SIFIRDAN ZİRVEYE

Herkesin bir hikâyesi var. Halit Şirkan Hatay’ın da farklı bir hikâyesi var. O bir iş insanı ve aynı zamanda bir yazar... 20 ülkeyle ticari faaliyeti bulunan Hatay, Türkiye’ye döviz çekiyor. Tabii tüm bunlar o kadar kolay olmamış. Gelin küllerinden yeniden doğan Halit Şirkan Hatay’ın hayat hikâyesine birlikte tanık olalım...

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

“Hatay’ın Altınözü ilçesinin bir köyünde toprak ağasının bir torunu olarak dünyaya geldim. Arap kökenliyim ve Türkçeyi okulda öğrendim. Ailemiz 200 yıldır toprakla uğraşıyor. Ben 5 bin nüfusluk aşiretim. Ama okumaya karar verdim. Ailemin olumsuz kanaatlerine rağmen okumayı başardım. 1996 yılında Hatay İmam Hatip’i bitirdim. Okul birincisi olmama rağmen

28 Şubat sürecinde devlet üniversitelerine yerleşemedim. Daha sonra okul birinciliğimden dolayı yeni kurulan özel bir üniversitede eğitim aldım.

Sizin hayattaki beklentiniz ve amacınız neydi?

“Açıkçası bu işlere başlarken milli ve manevi değerlerimizle de örtüşen evrensel insani ve ahlaki değerlere katkıda bulunmak. Bu değerlerin insanımız dahil olmak üzere bütün insanlığa ulaşmasını sağlamak. Bunun insan yaşamının kalitesine, insan yaşamının refahına katkıda bulunacağına inandığım için bu değerler peşindeyim. Yoksa sırf değer olduğum için değil. Eğer insanlar o değerlerden istifade etmiyorsa, o değerlerin yarattığı atmosferlerden insan faydalanmıyorsa bir anlamı yok.”

ÜLKEYE DOLAR ÇEKİYOR

İş hayatına ne zaman atıldınız?

“İş hayatıma üniversitede okurken öğretmenlerimden tek tek izin alarak holdingde genel müdür asistanı olarak işe başladım. 9 yıl çalıştım. 2009 yılında ayakkabı ve tekstil üzerine kendi şirketimi kurarak 19 ülkeye yaklaşık 5 milyon dolarlık ihracat yaptım. Fakat o zaman 30’lu yaşlarda ilk iş tecrübem oldu. Tabii hatalarımız oldu. Yurt dışından bir müşteriye güvenerek yaklaşık 3-4 milyon dolar açık hesap mal verdim ve güvenmemin bedelini ağır ödedim. Tabi kaybettik diye kabuğumuza çekilmedik. 2012’de Sivas’ta ofis ve medikal mobilya işine sıfırdan başladım. O günden bugüne yolculuğum devam etti. Bu sektörde hali hazırda 10 milyon dolar ihracat hacmine ulaştım. 20 küsur ülkede ticari faaliyetlerim var. Arabistan’da, Gana’da ve Fas’ta ofisimiz var.”

TOLSTOY İLHAM KAYNAĞI

Girdiği her işten başarıyla çıkan Halit Şirkan Hatay, yazarlıkta da hayli iddialı. İşte Hatay’ın yazarlık macerası....

“2009’da düşünün 29-30 yaşında bir insan 19 ülkeye ihracat yapmış Antakya’dan Batı Avrupa ağırlıklı ve jet hızıyla tırmanırken sizin güvendiğiniz bir insan ticari geleceğinizi yerle yeksan ediyor. Ben oturup şunu düşünmeye başladım; üniversite bitirmiş olarak iki yabancı dili anadilim gibi bilen bir insan olarak dedim ki ben ticareti özür diliyorum alaylı gibi yapamıyorum, başaramıyorum. Bir bakıyorsunuz alaylı almış fabrikalar kurmuş, holdingler kurmuş, mobilya, tekstil, ham madde üretiyor. O alaylı kesimimiz onları üretirken ben de okumuş ve bu kadar dünyayı gezmiş biri olarak ne üretmem lazım? Ticaret mi, para mı, kazanç mı üretmem lazım, öyle bir şey yapmam lazım ki, maddi ve manevi kayıplarımı telafi edecek ve öldükten sonra anlamını yitirmeyecek bir şey olması lazım diye düşündüm. Tolstoy’un itiraflarım adlı kitabında bir sözü vardır derki ‘Ben 80-90 yıllık hayatımda ölümümle anlamını yitirmeyecek bir iş aradım, davranış biçimi aradım ama bulamadım’ diyor. Ben bunu buradan esinlenerek bunun bir eser olması gerektiğine kanaat getirdim ve yazmaya başladım. Benim romanım Tanrı’nın yaz diye emrettiği kalemin yazamadıklarını diye başlar. Bu kitabı yazmaya başladım. Bu kitap beş buçuk yıl sürdü. Yazımı yazdığımda özel hayatımda yaşadıklarımla, ticari hayatımda yaşadıklarımdan kaynaklanan ne kadar acım varsa bitti. Aynı zaman da yurtdışında Nijerya’da bana ihanet edip 3,5-4 milyon dolar ödemeyen karakteri kitabımda Nijerya’da kahramana ihanet eden ve ihanetiyle onu kullananlar tarafından öldürülen bir karakter olarak yazdım. Bu kitabı yayın evine teslim ettikten iki gün sonra o karakter gerçek hayatta öldü. Kitabı ben Pazartesi yayınevine teslim ettim yayınlanmak üzere, Çarşamba günü arkadaşın vefat ettiği bilgisi geldi. Onu adına da çok hüzünlü bir hikâye oldu.”

SOMALİ’YE GİZEMLİ YOLCULUK!

Gıda sektöründe de başarı merdivenlerini hızla tırmanan Halit Şirkan Hatay, Zeyla Cafe&Restaurant’tının yolculuğunu şöyle anlattı: “Açıkçası ihracat yapıyorsunuz ama ne kadar ihracat yaparsanız yapın şirketinizin bir ticari değeri ya da marka değeri olmuyor. Oturup şunu düşündüm. Şu ana kadar yaklaşık 80 ülkede bulundum. Ben öyle bir iş yapmam lazım ki, günlük getirisi olmalı, yaşamak istediğim her ülke şehirde yapılabilir olmalı, yaptıkça marka değeri oluşmalı ve böyle bir işletmenin olması gerektiğini düşündüm. Zeyla ismi nereden çağrıştı? Benim bir oğlum iki tanede kızım var. Kızlarımı çok seviyorum. Kızlarımın birisinin ismi Zeynep Işık, ikincisi Lale Betül. Zeyla ismini oradan esinlendim. Zeynep’in Zey’si Lale’nin La’sı. Daha sonra öğrendim ki Zeyla Osmanlı döneminde Somali’nin ismiymiş. Ve çok ilginçtir ki benim romanım Somali’de bitiyor.”

ZEYLA LONDRA’DA

İlk şubesini Sivas’ta açan Zeyla, Rumeli Hisarı’nda ikinci şubesini açtı. Eşsiz tatlarında her medeniyetin izini taşıyan Hatay’ın kültürel ve gastronomi zenginliklerini ulusal ve uluslararası arenaya taşımayı hedefleyen ZEYLA üçüncü şubesini Londra’da açacak.

‘İNANMAYAN YOLDA KALIR ’

Başarı hikâyesi hakkında gençlere yol gösteren Halit Şirkan Hatay şu uyarıyı yaptı: “Atalarımızın ‘İnanmak başarının yarısıdır’ der. Birincisi yola çıkmadan önce inanacaksınız.

Tıpkı batmak üzeriyken son bir denemeyle kurtulmayı isteyen iyi bir yüzücü gibi. İkincisi iyi niyetli olmanız lazım. Üçüncüsü ise tanrıyla aranızda bir bağ olması lazım.”

Güncelleme Tarihi: 04 Kasım 2019, 14:49

Gazeteci Serkan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER