banner203

Ekonomi de tarih gibidir

“Geçmişini bilmeyen geleceğini göremez” derler.Ekonomi de tarih gibidir.Eğer elinizde geçmiş yıl verilerini değerlendirip analiz etmezseniz gelecek ekonomik verileri tahmin edemez ve şahıs veya şirket olsanızda önlem almakta gecikirsiniz.Bu da şahıs olarak veya şirket olarak ta iflasınızı getirir.

Dünya da binlerce ekonomist var. Bu ekonomistler aynı ekonomi derslerini aldıklarından verilerini analiz ederken aynı formüllerle analiz eder ve bu analiz sonuçlarına göre de fikirlerinin beyan eder.Piyango birinin fikirlerine vurur ve o kişi dünyaca ünlü ekonomist olur çıkar.

O yüzden ekonomiyi anlamak yorumlamak ve gelecek üzerine ekonomik fikirler üretmek aslında kıst döngü içerisinde ilerler.

Bugün bir ülkenin ekonomisini yorumlamak ve ülke ekonomisinin iyileşmesini sağlamak ve daha da ileriye götürmek için “ dünya ekonomisini” diğer bir ifade ile küresel ekonomiyi takip etmek gerekir.

Bugün ülkemizin 2018 yılı Ekonomisini inceleyip 2019 yılında beklentilerimizin ne olacağı veya ne olabileceği konusunda analiz yapmak istersek bundan 2 yıl öncesine bakmak gerekeceğini, bu süreçlerde ülkemiz ekonomisinde neler gerçekleştiğini biraz hatırlamak lazım.

15 Temmuz 2016 yılında gerçekleşen hain darbe girişimi ve bunun akabinde terör olaylarının ülkemize verdiği ekonomik zararlar neticesinde ekonomimiz % 3 – 3,5 oranında büyüme göstermiş ve 2017 yılına girdiğimizde devletimiz ve halkımız hain darbenin hala etkisinden kurtulamamıştı.Akabinde devletimiz terör olaylarını ve hain darbe girişimini önleme babında OHAL uygulamasına geçmişti.Türk Lirası dolar karşısında ise değer kaybetmeye başlamıştı.Devletimiz bu ekonomik kırgınlık karşısında iç talebi karşılamaya yönelik aldığı tedbirler ülkemizin az da olsa büyüme oranları üzerinde etkisini görmeye başlamıştık.

2017 yılının son dönemlerinde ekonomik politikalara ait belirsizlikler yatırım ortamının iyileşmesine engel olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin bankacılık sektöründe varılan yüksek kredi/mevduat oranları ve giderek artan finansman maliyetleri ile yatırım finansmanının daha zorlaştırdığını görüyoruz.

2017 yılında ihracatımızın arttığını görmekler beraber , ithalatında artığını , artan ithalatın ihracattan daha fazla olduğunu devletin kendi kaynaklarından analiz edebiliyoruz.

 İhracattaki artışımızı oranlama yaptığımızda  çoğunluk olarak Avrupa Ülkeleri olarak görürüz.

İthalat fazlalığı sebebiyle dış ticaret açığımızın da büyüdüğünü 2017 yılında 70-80 milyar dolara yükseldiğini görürüz.

Türkiye ekonomisinin büyüme oranları işsizlik oranlarını da çok az bir seviye aşağıya çektiğini görürüz.

Türkiye ekonomisi son yıllarda ki kamu harcamaları ve tüketim endeksli büyümesi 2017 yılında iç talebin ve ihracatın artışı ile pozitif yönde bir katkı sağladığı yadsınamaz.

2018 yılına geldiğimizde ise OHAL devam etmekte Türkiye’yi seçimler  ve birde savaş-terör  ekonomisi

Merhaba der hale gelmişti.

Her ne kadar terör olayları, Afrin’e girmemiz ekonomik göstergeler üzerinde yumuşak bir seyir gibi gösterilmişse de ekonomik bazı göstergelerin iyiye gitmediği ve 2018 yılının ileriki  aylarında sıkıntıların artacağının işaretlerini görmüştük.

Her ne olduysa 2018 yılının üçüncü çeyreğine doların 7,4 TL çıktığı seviyeleri görmeye başladık.Bu artışa sebep olan “sebepleri” bir türlü anlayamadık!!

Üretim bitmiş, tüketim toplumu olmuş , dünyanın ilk buğdayının bundan 9.000 yıl önce Türkiye’de üretildiğini tarihçiler tespit etmiş olsa bile geldiğimiz dönemde Türkiye’de Tarım denen bir şeyin kalmadığını, dışa bağımlılığımızın arttığını böyle giderse artmaya devam edeceğini tahmin etmek pek zor da olmasa gerek.

Her şeye rağmen üçüncü havalimanımız açılmış , köprülerimiz geçişlerimizi kolaylaştırmış,enflasyon rakamları açıklanmış ve asgari ücretimize yaklaşık % 26 oranında iyileştirme yapılmıştır.

Gelecek sayımızda 2018 yılını 2019 yılına etkilerini ve 2019 yılında nasıl bir 2019 olacak sorularını cevaplayacağız.